Sarıkamış Harekatı ve General Nikolskiden Notlar

2008-06-11 22:06

Sarıkamış Harekatı ve General Nikolskiden Notlar Sarıkamış harekâtı niçin başladı? Nasıl devam etti? Gayesi neye yönelikti? Bu soruların cevapları yazarlar ve tarihçiler tarafından çeşitli yorumlara vesile olmuştur, ancak Sarıkamışta şehit düşen 75.000 Tü

Gunaz.tv Quote | Gunaz article

Sarıkamış Harekatı ve General Nikolskiden Notlar Sarıkamış harekâtı niçin başladı? Nasıl devam etti? Gayesi neye yönelikti? Bu soruların cevapları yazarlar ve tarihçiler tarafından çeşitli yorumlara vesile olmuştur, ancak Sarıkamışta şehit düşen 75.000 Türkün bu karlı, soğuk, korkunç ormanlık dağlarda nasıl savaştıklarına dair literatürümüzde güvenilir bir kaynak bulmak hayli zordur. Buna karşılık Sarıkamış Harekâtını Rus Genel Kurmayına mensup General Nikolski bütün cephe savaşlarını günü gününe not etmiş ve eser Rusyada yayınlandıktan sonra emekli kaymakam Nazmi (Osman) Bey eseri Türkçeye tercüme ederek 1934 yılında 120 sahife halinde Erkân-ı Harbiye Matbaasında bastırabilmiştir. Gayet tarafsız bir üslûp ve ifade ile yazılmış olan bu notlardan bazı önemli bölümleri bugünkü genç kuşağa sunmak ve ezeli düşmanımızın bizi nasıl insafsızca yok etmek istediğini anlatmakta yarar görüyorum. HAREKÂT NASIL BAŞLADI Osmanlı Ordusunun 1913de Balkan savaşından yenik çıkması bütün ordu kumandanlarının onuruna dokunmuştu. Enver Paşa saraya damat olup Başkumandan vekili olarak göreve başladıktan sonra Almanlarla dostluğunu ilerletmişti. Hatta altı arkadaşı ile Almanya’ya gitmiş, batının bu ileriye yönelik çalışmalarıyla sanayileşen ve gelişen devletini yakından tanımıştı. Almanların önemli bir plânı vardı (ŞARKA DOĞRU SİYASETİ)..."İpek Yolu" diye de adlandırılan bir yol ile, Berlin-Budapeşte- Belgrad, Bosfor (Boğaziçi)- Bağdat-Basrayı takiben Bombaya kadar uzanan bu yol sayesinde doğunun zengin kaynaklarını batıya aktarmak gayesi güdüyordu. Osmanlı Devleti 2 Ağustos 1914 yılında Almanlarla ittifak yapmıştı Birinci Dünya Harbi başladıktan sonra önce harp dışında kalan Osmanlı Devleti, sonradan bir tertiple harbe giriyordu. Şöyle ki: Almanlara sipariş edilen Goben ve Bereslav adındaki iki gemi Amiral Şuson kumandasında Boğazlardan sessizce girip Karadeniz’e açıldı. Sonradan adları Yavuz ve Midilli olarak tanınan bu iki geminin zabıtanı ve erleri Türk askeri üniformasını giyecek, Türk bayrağını çekip Odesa ve Sivastopol limanlarına girip Sivastopolu bombalayacak ve böylece Sarayın haberi olmadan Türkiye Birinci Cihan Harbine böyle bir kurnaz davranışla girmiş olacaktı. Sonuç tahmin ve tertip edildiği gibi çıktı: Odesa ve Sivastopol bombalandı. Almanların Şarka Doğru (Drang nach Osten) planının gerçekleşmesi için Türkiyenin harbe girmesi ve Ruslara karşı savaşması gerekli görülmüş ve plânın ilk bölümü uygulanmıştı. Bu olaydan sonra fırsatı kollayan Ruslar Karadeniz’de ilk hareket olarak Mithatpaşa vapurunu batırırlar. Bir taraftan da Kafkaslardan 150 km. bir yolculuktan sonra Rus orduları Karstan girerek Sarıkamış, Yeniköy ve Zivin (Süngütaşı) kalesini geçip Ağrının Eleşkirt kasabasını da işgal ederek Horon düzünden Horasan ve oradan Köprüye kadar ilerlerler (Tarih: 29 Ekim 1914). Hafız Hakkı Paşa 27 Kasım 1914de yarbaylıktan Albaylığa terfi edince savaşa coşkun bir hal içinde katılır. 19 Aralık 1914de 9.Kolordu kumandanı İhsan Paşaya yazdığı mektupta; Kolordularımızla yan yana Rus ordusuna karşı yapacağımız umumî taarruz İslâm Aleminin ve Şarkın selâmeti için pek mühim neticeler verecek tarihi bir vaka saydığımızdan, tamamen elbirliği ile iş görebilmek için, duygu ve düşüncelerimi açıkça bildirmeyi faydalı buldum... Bütün hareketler ve muharebelerimiz arasında, sizin de kolordunuzun harekâtından acizlerini (beni) haberdar etmek üzere mülâzım (teğmen) Tahsin Efendiyi haber zabiti sıfatı ile nezdine gönderdim.) diyordu. Kırk beş gün süren cebri bir yürüyüşten sonra Onuncu Kolordu 12 Kanunu Evvel (Aralık) 1914de paşa yorgun ve bitkin olarak Allahu Ekber Dağlarının eteklerine vasıl olmuştur. Başkumandan Vekili Enver Beyin acele ve kesin emri "Kolordu hiç durmadan dağı aşıp Sarıkamışa gelsin! . Ama Başkumandan Vekili düşünmüyordu ki şiddetli kış gününde, sıfırın altında -20 derece soğukta, üzerinde palto, ayağında yün çorap bulunmayan bu ordu koca Allahuekber dağlarını nasıl aşacaktı? Diye sormuyordu, Maiyetindeki tecrübeli kimselerle ise hiç istişare etmiyordu. Allahuekber Dağlarının karlı, tipili, şiddetli soğuklarında binlerce Türk askeri kırılır. Geriye kalanların pek azı dağı aşar. Öte yandan IX. Kolordunun iki tümeni Oltu, Bardız üzerinden ilerler ve Eski Sarıkamışın kuzeyini, Turnagöl sırtlarını işgal eder. 9 Aralık 1914de IX. Kolordu harekâta geçtiğinde müthiş bir kar fırtınasına tutulur Oltudan Bardıza kadar kar, tipi, soğuğun -20 dereceye kadar düştüğü yollardan yürüyen bu kolordu Bardız bucağına varır. Yolda gelirken Oltunun batısında 32.fırka ilerlemekte ve kuzeyinde 31nci fırka yürüyüşe devam etmektedir. 31nci fırka kuzeye doğru ilerlerken şiddetli bir düşman ateşine uğrar... Oltu’nun batısında bulunan 32nci fırka (Alay) da sağından kendisini çevirmek isteyen bir düşman kuvvetini görünce... Avcıya yayılan iki taraf arasında amansız bir cenk... Akıncılar birbirine yaklaşıyor., yaklaştı. Birden bir şüphe, öteden işaret, hemen ateş kesilir, iki taraf kollarını açarak biri birine koşuyor, sarmaş dolaşlar ve ağlayışlar. Meğer dört saattir kendi iki fırkamız bir birini düşman sanarak cenk etmiş,.. Bu kazanın (hatanın) bilânçosu fecidir: İki taraftan iki bin şehidimiz var. Sadece bu yanlış mı? Nice hatalar meyanında gece, eratın ve subayların bilmedikleri arazide, keşif yapılmadan gece taarruzu da yapılmıştır: Enver Paşa Bardızdan Sarıkamışın kuzey tarafına, Turnagöl sırtlarına getirdiği 29uncu Alaya gece taarruz emri verir. Kolordu Erkânı Harbiye Reisi Kaymakam Şeriat Beye: "Bizim askerimiz gece taarruzu yapamaz amma yapsın bakalım, emrini verir. Elindeki tek fırkaya gece taarruzu yaptırdı. Asker hiç orman manevrası görmemiş. Taburlar birbirini kaybeder” Kaymakam Şerif Bey (Sarıkamış) adlı eserinde Kurmay Albay Arif Beyden bahseder ve şöyle der: (Karlar içinde bîtap kalan taburlar ancak Arif Bey’in sürat-i intikali ve himmeti sayesinde ve ancak onun karar-ı zatisiyle şu derin ormanların muzlim uçurumlu derelerinden alınarak...") Kurmay Albay Arif Bey daha sonra (Birinci Cihan Harbinde Kafkas Cephesi) adlı hatıratını yazmış ve Sarıkamış harplerinin acıklı sahnelerini dile getirmiş değerli bir kumandan olarak tanınmıştır. YANLIŞLAR DİZİSİ Sarıkamış cephesinde soğuktan donarak ölenlerin, şehitlik rütbesine erenlerin sayısına yakın askerimizde, yanlış askerî kararlar ve taarruz emirleri ile kırılmıştır. İstasyonun üzerinde bulunan bir tepeye yerleşen Ruslar, buradan devamlı olarak Türklerin taarruzlarına karşı makineli tüfeklerle karşılık vermişler ve çok da zayiat verdirmişlerdi. Bu tepeyi ele geçirmek için Eski Sarıkamış köyüne girmek ve yakın mesafeden düşmanı yok etmek istiyordu. Enver Paşa 87nci Alay komutanı Lütfi Bey bu köye 87nci Alayla makineli tüfek ateşi altında girip köyü işgal ediyordu. Türk ordusu Sarıkamışa girememiştir ama bari Eski Sarıkamışa girip bir başarı, bir zafer sağlamak bahtiyarlığına ermiştir. Ancak bu zaferin sonucu acı olur: Devamlı olarak istasyon arkasındaki tepeye (Kartal yuvasına) taze kuvvetler gönderen Ruslar köyü kuşatırlar ve devamlı olarak makineli tüfeklerle ateş ederek 87nci, Alayı perü-perişan ederler, geriye dönmek, ileriye saldırıp çıkmak imkânı kalmayınca Alay komutanı Lütfi Bey Alay sancağını beline sararak 22 kişi ile beraber, gece beyaz örtülere sarılıp sürünerek köyden dışarı çıkmağı başarır. Maksat ordunun göz bebeği, şerefi, sembolü sancağı düşmana teslim etmemek... Bu kurtulanlar içinde 17 yaşında Harbiye öğrencisi iken Sarıkamış harekâtına katılan ve başarılarından ötürü rütbe alıp subay olan genç bir "zabit vekili-takım komutanı" vardır. Bir ağaca yaslanmış, dinleniyor. Ordu komutanı onu teftiş sırasında görür ve sorar. "Niye kaçtın?" Genç zabit şaşkın ve gayet soğukkanlı cevap verir. "-Kaçmadım, bütün takımım şehit düştü, yapayalnız kaldım ". Kumandanın cevabı ve kararı sert ve kesindir. "-Derhal kurşuna dizin..." Araya şefaatçiler girer, Albay Arif Bey yalvarır, diğer kumandanlar rica ederler. Olmaz ve bir manga asker çağrılıp emir verir "-Manga ateş..." Yazar İ, Habib Sevük Yurttan Yazılar adlı eserinde şöyle diyor (Yere düpedüz değil bir istifham gibi kıvrılarak düştü; lanetlenen bir istifham (soru işareti) gibi.., (s. 352). 13 Aralık 1914 gününden 19 Aralık 1914 tarihine kadar beş gün bir tepeye hakîm olarak Türk ordusuna ağır kayıplar verdiren Ruslar, sonunda Eski Sarıkamış köyünü işgal ederler. Gece köyü ateşe verip kaçmış görünmek için ot yığınlarını yakarlar. Enver Paşa, Rusların kaçtığını sanır ama aldanır ve bu köydeki kuşatma bu şekilde acı sonuçlara erişir. Hafız Hakkı Paşa 18.12.1914 günü verdiği raporda bitkin ve yorgun 800 askerinin kaldığını, IX. Kolordunun çoğunun şehit düştüğünü bildirir. Ancak X. Kolordu bir ara Sarıkamışa sızmıştır. Başarı ümidi görünmüştür diye savaştan dönülmez. Sonuç olarak Enver Paşa kumandayı Hafız Hakkı Paşaya bırakıp İstanbula döner. Bir süre sonra da Hafız Hakkı Paşa tifo hastalığından ölür. 8 Ocak 1915 tarihinde İstanbuldan Hafız Hakkı Paşayı 3. Ordu Komutanı tayin eden Enver Paşa 90.000 kişilik ordudan 10.000 kişinin kaldığını bildirir. İstanbuldan 9 tabur asker, Yusuf İzzet Paşa kumandasında Erzuruma hareket etti. SONUÇ: 1913 Balkan harbinin kayıplarını telâfi etmek, Türkistan’daki esir Müslüman Türkleri hürriyet ve istiklâllerine kavuşturmak gayesiyle başlatılan Sarıkamış harekâtı başarıya erişememiş Enver Paşa Almanların İpek yolu denen (Şarka Doğru) siyaset planına belki bilmeden katılmıştı ama petrol ve ipek ülkeleri olan Orta Doğuya doğru 3ncü Ordu ile harekete geçerken hazırlıklı değildi. Gayesi uğruna sonradan Türkistana geçen ve oradaki Türkleri büyük bir iradeyle teşkilatlandırıp Ruslara karşı da savaşan bu zeki ve çok cesur Türk kahramanı eğer tedbirli ve tedarikli davranmış olsaydı, Rusları mağlup edebilir ve ezelî düşmanımızı yok edebilirdi. Turancılık hayalînin yanında Osmanlı Devletine Türkistan illerini katıp büyük bir Türk Devleti kurmak hayalî eklenirse Enver Paşa hiç de yadırganacak bir kumandan değildir. O, ideallerini aksiyon safhasına aktarırken Almanlardan büyük yardım göreceğini sanmış, mevsim şartlarını, coğrafî durumları göz önüne almadan hareket etmekle binlerce Anadolu halkı arasında hürmetle yad edilen Enver Paşa” muhakkak ki büyük bir asker ve cesur ve idealist bir insan olarak tarihte yerini alacaktır. Odesa ve Sivastopolün 29 Ekim 1914de Breslav ve Goben Zırhlıları tarafından bombardıman edilmesiyle Birinci Dünya Savaşına emri vaki ile giren Osmanlı Devletine karşı Rus ordularının 1 Kasım 1914de sınırı aşarak Horasan ve Eleşkirt’e kadar ilerlemeleri, Karadenizde Mithatpaşa vapurunu torpilleyerek batırmaları büyük bir saldırıya geçeceklerine işaret sayılmıştı, 1 Kasım 1914de başlayan Rus harekâtı Köprüköyde 14 Kasım 1914de Türk ordusunun azimli karşı duruşu ile kırılmıştı, ancak bundan sonraki hareket aceleye getirilmiş, üç kolordudan teşekkül eden Üçüncü Ordunun Doğu cephesinde tahkim edilmemiş arazideki dağılışı ve kumanda zincirindeki irtibatsızlık, teçhizat bakımından zayıf olması beklenen zafere ulaşmayı engellemiştir. Eğer 3. Ordu Allahuekber dağlarından değil de güneyde Muş-Hınıs üzerinden Aras nehrine doğru bir kolordu ile harekete geçmiş olsaydı belki zafer ümidi doğardı. Zira bu yol geçilmesi ve aşılması coğrafi bakımdan daha elverişli idi, ama nedense bu ihtimal daha sonra hatıra gelmişti. O zaman da iş işten geçmiş bulunuyordu. 5 Ağustos 1922’de bir Kurban Bayramı günü Türkistanda Çiğen Tepesine 45–50 kişilik bir kuvvetle hücum eden Enver Paşa burada, Pamir eteklerinde Dereryi Hâkiyan mevkiinde Kızılordu askerleri tarafından şehit edildi. Enver Paşa ölmeden, 29 Eylül 1920de Sarıkamışın geri alınmasında bulunamadı. Türkistan’da şehit edildi. Sarıkamış harekâtına dair GENERAL NİKOLSKİNİN NOTLARI General Nikolski, notlarını günü gününe tutmuş, tarafsız bir görüşle Türklerin kahramanlıklarını övmüştür. Bu hatırattan bazı bölümleri, aşağıya alıyorum. TÜRKLERiN İRADESİ VE DAYANMA GÜCÜ Türkler savaşta büyük kayıplara uğradıkları halde inatla karşı koymaktadırlar. Sarıkamış grubuna yardım maksadıyla BARDIZa özel bir grup gönderilmişti. Aynı zamanda bu grup Türklerin ulaşımlarını kesecek ve onlara takviye kuvvetinin katılmasına engel olacaktır. Görünüşe göre zikredilen grup beş alay kadar tahmin olunan düşman (Türkleri kastediyor) kuvvetiyle savaşa mecbur kalacaktır. "Bütün cephede Türklerle başarı kazanırcasına mücadeleye rağmen yegâne ulaşım ve kavuşma yolunun kesilmiş olmasından dolayı Sarıkamış müfrezesinin vaziyeti çok ağırdır. "Hal ve mevki, ciddî kararlar alınmasını gerektirmektedir. Zira fasılasız devam eden birçok savaş ve çarpışmalardan sonra kayıplar pek fazla olup, gitgide de artmaktadır. "İleri karakol postalarında ve gerekli olarak geceyi açık arazide geçiren askerler meyanında soğuktan donmuş olanların çokluğundan müfrezenin kuvveti giderek azalmaktadır. 15 Birinci Kânunda Sarıkamışa onuncu kolordusuna mensup taze askerî birliklerin yanaştıkları anlaşıldı. Bu birlikler, Yağbasan, Alisofu köylerinde iki cepheyi işgal ettiklerinden bu suretle Sarıkamışın kuşatılması tamamlanmış oluyordu. General Prejevalski şafaktan önce sağ cephe ve merkezde bulunan 80 nci Gabardinski alayını kendi plâstonlarıyle değiştirdikten sonra. General Berhmana bildirdiği üzere Sarıkamış grubu birliklerine yolu açmak için Türklerin Sarıkamışın kuzeyindeki tepelere (ki bunlar Turnagöl sırtlandır), işgal ettikleri mevzilere Karşı taarruza karar vermiş bulunuyordu. General Prejevalski, kendi müfrezesini şu suretle bölmüştü: Yağbasan ve Alisofu köyleri üzerinden taarruz eden düşmana (Türklere) karşı beş tabur. Bunların yanında 80.Kabardinski Alayı vardı. Ayrıca sekiz toptan teşekkül eden bir kuvvet sevk ederek Bardız geçidini tutacaklardı. Bunlar düşman saldırılarını geri atmağa memur edilmişti. Bardız geçidine karşı da General Bukretov kumandasında beş tabur. 4 toptan ibaret kuvvetleri -aralarında Berdanka tüfeğiyle silâhlanmış bir buçuk tabur bulunduğu halde- bu önemli geçide gönderilmiştir. General Bukretova düşmanın sağ cenahını kuşatmak suretiyle onu Bardız geçidinin doğusuna atmak ve çıkarmak emredilmişti. Bardız geçidini zapt etmek için iki topla beraber iki tabur ayrıca memur edilmişti. Bunlar Yağmur Dağa hücum ve taarruz edeceklerdi. Yağmur Dağ Sarıkamışa 7 km mesafededir. Bu taburlar Yağmurdağı zapt eylemişler ise de bunların ileriye doğru harekâtı çok zorluklara uğramıştı. Kuzeyden Yağmurdağa doğru inen dik yamaçlı bir sel yarıntısı birleşmekteydi. İlerdeki bütün düşman mevzilerini ve topçularının gruplarını seyretmekte idiler. Dağ yamaçları çok dik olup düşmanın "anflat" karşı atışı altında kalmakta idi. Türkler bilhassa Bardız geçidinde olan başlıca yoldan Yukarı Sarıkamış köyünün batısında ve kuzey batısında şiddetle karşılık veriyor, mukavemet ediyorlardı. Böyle bir şiddetle karşılık veriyor, Miralay Bukretov, bu geçidi işgal edememişti. Miralay Bukrelov, adı geçen geçitten hemen hemen bir km mesafede durmağa mecbur kaldı. Müfrezesinde bulunan dört top. Türklerle mücadele edememişti. Özellikle bunların cephaneleri az bir zamanda tükenmiş bulunuyordu. Sekseninci Kabardinski Alayı, evvelki günlerde yapılan sık sık mücadelelerde çok kayıplara uğramış olmasına rağmen Türklerin hücumuna mukabil, kesin hücum ile karşılık verdi. Çarpışma, tesadüfî muharebe şeklini alarak bilhassa şiddetli oldu. Enver Paşanın kuvvetli iradesi, dayanıklı Türk birliklerini bütün müthiş engelleri kesmeğe, sevk ve mecbur etmeğe zorlamıştı." TÜRKLERE KARŞI GECE BASKINI 1914 yılının II. Kânun 16. günü gece bastığı zaman Birinci Kafkas Obüs Taburu gelmiş olduğundan General Prejevalskinin zayıf topçusu bu suretle oldukça takviye edilmiş oldu. Akşamın saat 10 una doğru Türkler gözükmeksizin son sırtlardan indiler. Daha sonra demiryolu hattının geçtiği vadide toplanarak toplu nizamla İstasyona, köprüye ve Kartal Yuvası dağı (istasyonun üstündeki dağa) hücum etmişlerdir. Bu dağ, Üçüncü Kobban Plaston taburu taralından işgal edilmekte idi. Tabur, kendisine tek üstün olan düşmana karşı mukavemet edemeyerek çok kayba uğramış ve Sarıkamışa çekilmiştir. Türkler onun arkasından kasabaya girmişler ve kasabanın çevresinin 156 P (Yelizavet-poleski) Alayı hizmet bölüğünün eski kışlalarını işgal etmişlerdir. Merkez mıntıkasında istasyon kumandanı olan Japorjevski, Kazak Alayının kumandanı Miralay Kravçenko, yarılmış olan mıntıkadaki durumu kurtarmak için bizzat ileriye atılmış ve derenin üzerindeki köprüde (ki Türkler bu köprüden geçiyorlardı) ölmüştür. BİR GÜN SONRA 17 Birinci Kânunda Sarıkamışta durum: Evvelki kadar gergin değildi. Sarıkamış birliklerinin ilân ettiği başarı gitgide halin iyiliğine doğru gelişmesini temin eylemekteydi. Sabahın saat 7 sinde General Prejevalskinin emrine Kars kalesi istihkâm bölüğünün tahrip kıtası vasıl olmuştu. Türkler tarafından daha 1914 yılının 14 ncü Kânununda işgal edilmiş olan kulübelerin tahribine karar verilmişti. Kulübelerden birisinin damına yakıcı-prokselinli büyük bir tahrip kalıbı konarak, merminin patlamasıyla beraber, bina tamamen tahrip edilmiş, yıkılmış ve içinde bulunan 300 kadar Türk savunma erinin cümlesi telef olmuştur. Bundan sonra ikinci kulübe içinde bulunan 300den fazla askerden hepsi, içinde imamları olduğu halde teslim olmuşlardır. Türkler bu kulübelerde üç gün üç gece erzaksız ve susuz olarak sabırla ve inatla bir mukavemet göstermişlerdir. Turnagöl Dağlarının Hasan Ağayurd tepesinde inanılmayacak derecede bir gayret ve fedakârlıkla iki dağ topu çıkarıldığından bunlar Bardız geçidini arkadan dövmeğe başlamışlardır. General Prejevalski, Miralay Bukretofun emrine kendi eli altında bulunan 13 taburdan 6 sıra göndermiştir. General, Bardız geçidini tutmadıkça Sarıkamışın diğer cephelerinde saldırıya geçmenin ve demiryolunun tahribinin faydasız ve anlamsız; olduğunu pek güzel anlamıştı. Askerin çok yorgun oluşu, zaman zaman cephane ve fişeğin azlığı ve Türkler tarafından bu bölgeden devamlı olarak gösterilen şiddetli mukavemet sebebiyle, Miralay Bukretofun pek ziyade zorlukla ilerlemekte olmasını ve kesin bir başarı elde edememiş bulunmasına vesile olmuştur. ESKİ SARIKAMIŞ BASKINI Yukarı Sarıkamış köyünde hoş bir vaka olmuştur: Buradaki ot setlerine ait kulübeleri tutmuş olan bir Türk taburu ile bunun karşısındaki bizim iki Kabardinski taburu vardı. Üç gündür uğraşıldığı halde buradaki Türkleri esir etmek kabil olmuyordu. Kulübelere yaklaşan askerlerimize etraftaki tepelerden şiddetle ateş edilmekte idi. Vakta ki obüslerimiz yukarıda bulunan düşmanı def eylemiştir. Avcılarımız sürünmek suretiyle ilerleyerek en yakın olan kulübeyi berhava etmiştir. Bu feci akıbetten sonra üç ümera yedi subay bir doktor ile üç yüzden fazla nefer silâhlarını teslime mecbur kalmışlardır. Sarıkamış muharebesinin neticesi olarak 20den fazla subay bin beş yüz askerden oluşan esirlerin gelişinden bizar oluyorum İskân edilecek yer ve yiyecek temin etmek lâzım geliyor. Esirlerin ifadesine göre Sarıkamışa karşı Türklerin 17.2.28, 29. 30 ve 31 nci Türk fırkaları hareket eylemekte oldukları ve Köprüköy’den kıtaatımızın arkası sıra 18. 33. ve 34ncü Türk fırkalarının gelmekte olduğu anlaşılmaktadır. Bütün kıtaata Hasan İzzet Paşa kumanda etmekte fakat Sarıkamış harekâtını bizzat ENVER PAŞA idare eylemektedir. Ayrıca iki Alman general bulunmaktadır. HAREKÂTIN NETİCELERİ Sarıkamış önlerinde günlerce süren muharebelerden sonra 13.000 mevcudundan IX. Kolordunun bakiyesi olarak kalan bütün generaller ile 200 küsur subayı ve 6000 kadar neferi esir olmuşlardır. (23 Birinci Kânun 1914). 13000 mevcutlu Kolordunun halen 7000i hayattadır. Ganaim miktarı henüz malum değildir. Fakat 30 kadar top, 20 kadar makineli tüfek, IX. Kolordu Kumandanı ve keza erkân-ı harbiyeleriyle beraber 17 28. ve 29ncü fırka kumandanları esirdir. Sarıkamış hezimetiyle cesaretle maneviyatlarını kaybeden diğer Türk kıtaatı Ardahanın tarafımızdan istirdadı üzerine ricat etmişlerdir. Düşman kumandanları General Galgilin Bulaklı tarafında, Kaymakam Radde (Palandökene), Birinci Ferik General Graf Varanşof Daşkot Miralay Bukretof Darkovski, General Prejevalski, General Yudeniç, General Berhman ayrıca General Baratof orduya kumanda etmişlerdir. LİMAN VON SANDERSİN DÜŞÜNCESİ Liman Von Sanders Sarıkamış harekâtı için şöyle yazmışlar. (Yapılacak harekâtta Üçüncü ordunun kumandanlığını üzerine almış olan ENVER PAŞA, yapmış olduğu harekâtın neticesinde 3. Ordu külliyen hezimete uğramıştır. Bidayette 90.000 kişi olarak tertip edilen bu ordudan 12.000 kişi kalmıştır. Çadırsız karlı ordugâhlarda erler açlıktan, soğuktan helak olmuştur. Avdet eden efrat arasında çok geçmeden tifüs hastalığı zuhur ettiğinden bu suretle onların da birçokları ölmüştür. "Filhakika Sarıkamıştaki Rus kıtaatını ihata maksadıyla fevkalade geniş ve son derece cüretkâr olan plânını düşünen ENVER Paşa, inisiyatifi kati olarak kendi eline almış ve taarruz ve harekâtı süratle inkişaf ettirmiş bulunuyordu. Ancak nihayete erdirmeye muvaffak olamamıştır. Enver Paşa Harpte manevî unsurun azim ve kıymet ve ehemmiyetine dair olan sözünü unutmuş gitmişti. SARIKAMIŞTA ŞEHİT DÜŞENLERE AĞITLAR Halk, Sarıkamış savaşları için birçok ağıt yakmıştır. Bunların bir kısmını Fahrettin Kırzıoğlu derleyerek ÇINARALTI dergisinde, 18.8.1942 tarihli 43. sayısında yayınlamıştır. Aşağıya neşrediyoruz Sarıkamış’ta var maşin Urus yığmış ağır koşun Bizim asker açık çıplak Dağlarda büyüdü kışın, (döndü), Sarıkamış alkan oldu Zalim Urus murat aldı Kimsesiz kul, kız gelinler Kara giyip saçın yoldu Sarıkamış saza döndü, Dağları gülgaza döndü Serçe canlı Ermeniler Alıcı şahbaza döndü. Sarıkamış içi meşe Urus hep yaktı ateşe Bizi koydun eli bağlı Nerye vardın Enver Paşa? Soğanlıda soğan olur Kar tipisi boğan olur Urusu bozgun görenler Anasından doğan olur. Soğanlının göktaşları Kızardı hep haşhaşları Kar, boranda dondular hep. Erzurum’un dadaşları Bardız deresi kan çağlar Analar ciğerin dağlar Çil Horoz dağı ardında Nice duvaklılar ağlar. Enver Paşa hücum dedi Yarıldı Moskof ödü Zalim Allahuekber Dağı Nice arslan, yiğit yedi. Sarıkamış ne aralı Kimi şehit kimi yaralı Bunu duymuş var mı ola Yalan dünya kurulalı Sarıkamış Altınbulak Soğanlıyı biz ne bilek Bizim uşak böyle gezer Ağlı zıbın, kara yelek. İbrişimin kozaları Batsın Avşar kazaları Sarıkamış’ta kırıldı Konca gülün tazeleri. Yüzbaşılar, binbaşılar Tabur, taburu karşılar Yağmur yağıp gün değince Yatan şehitler ışılar. Kılıcım kana boyandı Gökte melekler uyandı Yedi düvelin ağzında: Ancak Osmanlı dayandı KARS VE SARIKAMIŞIN KURTULUŞ DESTANI Bardızın Güreşken köyünden Âşık Mustafa Gedik (Nİ-HANİ) Kars ve Sarıkamışın Ruslar ve Ermenilerden kurtuluşu üzerine bir destan söylemiştir. 93 savaşları sonunda Berlin anlaşmasına göre Ruslara bırakılan ELVİYE-İ SELÂSE (Kars, Artvin, Ardahan), 3 Mart 1918 Brest Litovsk antlaşması ile tekrar Osmanlı Devletine geri verilmişti. Ancak Ermenilerin zulüm ve işkenceleri uzun süre devam etmiş, nihayet Kazım Karabekir Paşa, Halit Paşa kumandasında millî ordu 29.9.1920de Sarıkamışı bilahare de Karsı düşman işgalinden kurtarmıştır. Nihani’nin destanı bu kurtuluşa aittir. Bir destan söyledim son taarruza İşimiz kerem ü ihsana döndü. Bizden beylik dava eden Ermeni Ekini biçilmiş kozana döndü. Akılsız Ermeni bu işe şaştı Mirmanof, Marzmanot yanbeyi düştü "Antiranık" duyup yel gibi kaçtı Semeri dağılmış hayvana döndü. Şad olur İslâmda olsa bu hulûs Elde selâmettir erhab-ı namus Bize kurşun atan Bedos, Bediros Davarı kurt yemiş çobana döndü. Yaşasın ordumuz merd oğlu merdler Topçu, süvarimiz kurd oğlu kurtlar Piyade fırkası dini pulatlar En küçük neferi arslana döndü. Kemal Paşa teşkilâtı bitirdi Kazım Paşa Pasinler’de oturdu Halit Bey kurd gibi sürdü götürdü Sonra yalın-kılıç Yunana döndü. Bakman düşmanların hay u vayına Giden razı geldi kendi payına Şimdilik taş diktik Arpaçay’ına Oradan ordumuz bu yana döndü. Der NİHANİ demü devran bizimdir Yüzondört söz Hak Kuran bizimdir Düşman hep mahvolur vatan bizimdir Hamd olsun vaziyet sağ yana döndü. www.efrasyap.com
Post | Gunaz article thumb

Paylaş :

Post | Gunaz article social Post | Gunaz article social Post | Gunaz article social Post | Gunaz article social Post | Gunaz article social Post | Gunaz article social
Şərhlər
Şərh Yaz
gun az article

İrandan ermənilərə daha bir jest: "Güney və Quzey Azərbaycan Türkiyənin yanında olacaq"

2021-04-20

gun az article

Təbriz avtomobil zavodunda tətil: Fəhlələr əmək haqqının ödənilməsini tələb edir-FOTOLAR

2021-04-20

gun az article

Qəzvində koronavirus fəlakəti: “Britaniya ştammı” sürətlə yayılıb, xəstəxanalarda çarpayı çatışmır

2021-04-20

gun az article

Ərdəbildə güclü yanğın: Ölənlər var-FOTO

2021-04-20

gun az article

Şərqi Azərbaycanda koronavirusa yoluxma kəskin artdı: Xəstəxanalarda yer çatışmazlığı yaranıb

2021-04-20

gun az article

Ərdəbildə etiraz aksiyası: İşsiz müəllimlər Təhsil İdarəsinin qarşısına toplaşdı

2021-04-20

gun az article

Tehranda Türkiyə əleyhinə şüarlar asıldı: Ermənilər qondarma soyqırımla bağlı geniş hazırlıqlara başladı-FOTOLAR+VİDEO

2021-04-20

gun az article

GünazTV April.19.2021: PARLAQ GƏLƏCƏK: İran’da Keçiriləcək Seçkilər, Seçkilər və Güney Azərbaycan

2021-04-20

gun az article

Urmulu milli fəal Salar Tahir Əfşar saxlanıldı

2021-04-19

gun az article

Tikantəpənin sərvətləri talanır: Bölgənin icra hakimi mərkəzi hökuməti sərt tənqid etdi

2021-04-19

gun az article

Qarabağa görə saxlanılan güneyli fəallar Babək Kiyumərsi və Səid Sultani istintaqa çağırılıb

2021-04-19

gun az article

Qərbi Azərbaycanın qubernatoru Məhəmməd Mehdi Şəhriyari koronavirusa yoluxub

2021-04-19

gun az article

Ərdəbilli boksçudan uğur: Dünya çempionatında litvalı rəqibini məğlub etdi

2021-04-19

gun az article

Təbrizli millət vəkili təzyiqlərdən danışdı: "Mənə dedilər ki, həbs olunmaq istəmirsənsə bu barədə danışma"

2021-04-19

gun az article

Güney Azərbaycanda əməliyyat: İki əyalətdə külli miqdarda narkotik maddə ələ keçdi

2021-04-19

gun az article

İranda mollanın döyülmə görüntüsü geniş rezonans doğurdu-VİDEO

2021-04-18

gun az article

Asiya Çempionlar Liqasında yarışan "Traxtur" yenə rəqiblə bərabərə qaldı

2021-04-18

gun az article

Muxtar İbrahimi ilə görüş; "Radio Fərda" həftəlik qonaq verilişini güneyli milli-mədəni fəala həsr edib+VİDEO

2021-04-18

gun az article

Milli fəal Əlirza Fərşiyə məzuniyyət hüququndan istifadəyə icazə verilmir

2021-04-18

gun az article

Beynəlxalq Əfv Təşkilatından İran hökumətinə ÇAĞIRIŞ: "Əlirza Fərşini azad edin"

2021-04-18