Sistan və Bəlucistanda silahlı qarşıdurma olub- Ölən var
ABŞ İranı dəstəkləyən şəxs və şirkətlərə qarşı sanksiyalar tətbiq etdi
ABŞ-ın yanacaq dolduran təyyarələri İsrailə qayıdır
Tether də İrana bağlı aktivləri bloklayıb
Küveyt dinarının məzənnəsi 820 min tüməni keçib
Qazaxıstanda Starlink Mobile istifadəyə verilib
Türkiyə lirəsi 40 günə 28,5 faiz bahalaşıb
Netanyahu: "Düşmənlər”in seçkiqabağı İsrailə hücum etməyə çalışacağına dair əlamətlər var
Millət vəkilləri İran səfirinin paylaşımına etiraz etdilər
Bu qış da qaz çatışmazlığı olacaq- Mühacirani
Rubio: Vaşinqtonun problemi İran deyil, inqilab və ölkəni idarə edən sistemdir!
İranda dollar yenidən rekord vurdu
İranda qocaların sayı artır- Rəsmi
Prezident İlham Əliyev Məsud Pezeşkiana zəng edib
Qəzvində sosial media fəalı həbs edilib
İranın 24 həbsxanasında 79 məhbus edam edilib
Xarici soydaşlarımız üçün “Ana dili – Azərbaycan məktəbi” layihəsinə qeydiyyat başlayıb
İran həbsxanalarında məhbuslar yenidən aclıq aksiyası keçirirlər
NATO komandanı: Rusiyanın məqsədi Ukraynanın müttəfiqlərinin dəstək iradəsini qırmaqdır
Azərbaycanlıların Ermənistan tərəfindən etnik təmizləməyə məruz qalması BMT çərçivəsində müzakirə olunub
Tramp İrana qarşı sanksiyaları yumşaldacağına dair xəbəri təkzib edib
Təbrizli sürücülər etiraz aksiyası keçiriblər
İranda xərçəngə yoluxma sayı artıb
Türkiyədə İran təyyarəsinə həbs qoyulub
İranla yeni təmaslar qurulub- Tramp
İran NPT-dən çıxmağa hazırlaşır
Səhənddə dövlət məktəbi çatışmazlığı; siniflərdə 50 şagird
Oman uçuşları dayandırıldı; İrana mobil idxalı çətinləşdi
"Al Hadath": İran uranın zənginləşdirilməsini dayandırmağa razılaşıb
Siyamək Mirzayi və Əli Vasiqinin Ərdəbil Prokurorluğunda istintaq iclası keçirilib
Haniyənin keçmiş mühafizəçisi Britaniyada terror planı şübhəsi ilə saxlanılıb
İraqda Starlink rəsmən və qanuni fəaliyyətə başladı
Bessent: İranın Çinə neft satışı iki həftəyə bitə bilər
Dünya Bankı: Orta Dəhliz Azərbaycanın ÜDM-ni 1,3 mlrd. dollar artıra bilər
Dəməşq: İrana münasibətimiz 14 illik müharibə və dağıntıların nəticəsidir
Netanyahu Mossad rəhbəri ilə BƏƏ-yə gizli səfər edib
Ejei yenə hədələdi- Hicabsızlara qarşı...
İranda manat yenə bahalaşdı
İranda etirazçı qadın məhbus edam ediləcək
Azərbaycan səmasında da uçuşlar təhlükəli olarsa...- İranlı ekspert
Həmədan-Savə yolunda ağır qəza- 11 nəfər həlak oldu
İraqda 5 İran hərbçisi həlak olub
Süngün mis mədənində iş qəzası- Ölən və yaralanan var
Kerkükte milliyetçilik çizgisi kalınlaşıyor. ABDnın, Iraktan çekilmeden sorunu çözmezse sürtüşmeler çatışmaya dönüşebilir. Bu bekleyiş Kerkükü bir çıkmaza sürüklüyor Farklı bir yere gelmiş olmanın verdiği merakla seyrediyoruz etrafı Uzun borulardan parlayan alevlerden yükselen kara dumanlar, bütün şehri esir almış gibi. Buna çöl fırtınası da eklenince havadaki kasvet iyice artıyor Kerküke gelen herkesi bu manzara karşılıyor. Daha önce birkaç kez ziyaret ettiğimiz şehir bu defa her zamankinden daha kasvetli ve gergin. Foto muhabiri arkadaşım Kürşat Bayhanla kente ulaştığımız andan itibaren gökyüzünü kaplayan kara dumanın sokaklara, caddelere de sindiğini fark ediyoruz. Tabloyu gösterme adına önce birkaç fotoğraf çekilmeliydi. Bunun için Kerküklü Samirin rehberliğinde şehirde dolaşmaya başlıyoruz. İlk olarak Büyükpazara yöneliyoruz. Samir hemen uyarıyor: “Fotoğraf çekmek yasak.” Nihayet, iç içe geçmiş pazarın kalabalığında bizi bulan polis de yasağı hatırlatıyor. Ancak Samir, Kürdistan Demokratik Partisinin (KDP) bize verdiği dolaşım belgesini gizlice polise uzatıyor. Kürt memur izin veriyor. Kerkükte nerede ne yapılması gerektiği konusunda rehberimizden ipuçları alıyoruz. Kendilerinin duruma göre bazen Arap, bazen Türkmen, bazen de Kürt gibi davrandıklarını söylüyor. Ancak şehirde fotoğraf çekmek çok zor. Bu yüzden foto muhabiri arkadaşım, arabanın içinden deklanşöre basmaya başlıyor. Fakat bu da çözüm olmuyor. Kalın bir duvarın fotoğrafını arabanın camından çekerken kendimizi bir anda 20 polisin ablukasında buluyoruz. Araçtan indiriliyoruz, makinelerimize el konuyor ve namluları üstümüze doğrultulmuş silahların eşliğinde Kerkük Polis Merkezine götürülüyoruz. Suçumuz çok büyük: Hem fotoğraf çekmiş hem de Kerküke izinsiz girmişiz. Çünkü Kerkük artık Erbil üzerinden giriş kabul etmiyormuş. Prosedüre göre, tutuklanıp Bağdatta hâkim karşısına çıkarılmamız lazım. Polis merkezinin koridorlarında beklerken bir fırsatını bulup Erbildeki tanıdıklarımızı arıyoruz. Durumu anlatınca devreye giriyorlar. Nihayet gecenin bir vakti serbest bırakıldığımız söyleniyor. Fakat Erbile gönderilmemiz gerekiyormuş. Polis müdürü Kürt olunca Erbilin müdahalesi işe yaramış. Önce Kerkük polisi bizi şehir sınırına kadar getiriyor. Ardından burada bekleyen KDPnin istihbarat örgütü Parestinin silahları uzun namlulu adamları sağ salim Erbile ulaştırıyor bizi. Kerkükten bir nevi sınır dışı ediliyoruz. Çünkü Erbildeki Çarçıra Meydanına inerken pasaportlarımız teslim ediliyor. Aslında yaşadığımız olay tamamen, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile Bağdat Hükûmeti arasındaki siyasi gerilimden kaynaklanıyor. Kürtler, Arapların kendi sınırlarına geçmesini istemezken, Bağdat da Erbil veya Süleymaniye üzerinden gelen hiç kimseyi kabul etmiyor, hatta bu kişilere ülkeye kaçak girmiş muamelesi yapıyor. Bu, Irak İçişleri Bakanlığının aldığı yeni bir karar. Bakanlık sözcüsü Abdülkerim Halaf, kararın şubat ayından itibaren geçerli olduğunu duyurmuş. Ama asıl kıyamet Kerkük üzerinde kopuyor! Siyaset ile gerilimin Kerküke tam olarak sirayet ettiğini söyleyebiliriz. Çünkü Kürtler, Kerkükte hak iddia ediyor ve bu şehri kendi topraklarının bir parçası olarak görüyor. Bağdat ise farklı düşünüyor, Kerkükün asla Kürtlere bırakılamayacağı konusunda kararlı duruyor. Bu itiş-kakış şehrin bütün mekânlarına sinmiş. Zira her yabancıya potansiyel suçlu gözüyle bakılıyor, kentteki herkes birbirini muhtemel düşman olarak görüyor. “Kerkük hiç bu kadar tedirgin ve gergin olamamıştı.” denilse yeri. Bu ortamda en çok Amerikalı askerler tepki alıyor. Tutuklandığımız günün sabahı, şehirde turlayan Amerikan konvoyuna el bombası atılmıştı. Gerilimin sebebi sadece patlamalar değil. Kerkük kimin olacak? kavgası ile siyasilerin açıklamaları da buradaki tansiyonu yükseltiyor. Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, Amerikanın Iraktan çekilmeden önce Kerkük konusunu çözmesi gerektiğini düşünüyor. Barzaniye göre, çözümsüz kalmış bir Kerkükte iç savaş çıkar: “Amerika çekilmeden referandum yapılmalı. Aksi hâlde bir iç savaş çıkar. Bir an önce 140. madde uygulanmalı.” Bağdat ve Amerika ise yeni bir nüfus sayımı yapılmadan referandumun mümkün olmayacağını duyurdu. “Referandum veya yeni nüfus sayımı Kerkükün asli yapısını zedeler” görüşü hâkim. Karşılıklı restleşmelerle boğulan Kerkük, ciddi bir bunalımın eşiğinde. Kürtler, Türkmenler ve Araplar arasında bir husumet yok gibi görünse de alttan alta ciddi hazırlıklar yapılmıyor değil. İddiaya göre, herkes kendi güvenliği için silahlanmış durumda. Bu da yeni bir iç çatışmayı körüklüyor. Zaten milliyetçilik dalgası kenti çoktan sarmış görünüyor. Örneğin Köprübaşı Meydanı ve civarına Türkmenler hâkim. Burada 1959da öldürülen Kerküklü şair Selahattin Alçının heykeli bulunuyor. Bu bölgede günün her saatinde tedirginlik hâkim. Adımbaşı polisler kol geziyor. Bazı polisler tanınmamak için yüzlerini maske veya bereyle kapatıyor. Çünkü akşam evi basılıp kafasına bir mermi sıkılabilir. Nitekim Kerkükte bu tür olaylar yaşanmıştı. Amerikalılar zırhlı araçlarla şehirde tur atıyor, bazı resmî kurumları ziyaret ediyor. Hem Amerikan askerlerinde hem de Kerküklülerde korku havası hâkim. Ancak Kerküklüler Amerikan askerlerinin mayıstan itibaren şehir merkezinden tamamen çekilecek olmasından memnun. Amerikalılar, havaalanı yanındaki karargâhlarda ikamet edecek. Arapların yoğunlukta yaşadığı Ruba, Türkmenlerin bulunduğu Kasaphane, Beşiktaş gibi mahalleler dışa kapalı gibi. Kürtler ise Kerkükün neredeyse her tarafını sarmış durumda. Erbil, Süleymaniye yolu, havaalanı civarında göçle gelen Kürtler barınıyor. Bunlar için Kerküklüler tecavüzcü tabirini kullanıyor. Kürtler şehrin içlerine kadar girmiş olsalar bile Bağdat yolu tarafına pek uzanamamış. Buraya Araplar yerleşmiş. Üstelik bu Araplar Şii kökenli. Zaten her tarafta Şiileri temsil eden sarı, mavi, kırmızı, lacivert, siyah flamaları görmek mümkün. Kerkükteki milliyetçiliğin yükseldiğini gösteren simgelerden biri bu. Son iki yılda Bağdat tarafına sürülen Araplar da geri dönmeye başlamış. Bunların yüzde 70inin Şii olduğu belirtiliyor. Yalnız Kerkükte Şii ya da Sünni Araplık çok sorun teşkil etmiyor. Araplık geçerli bir etnik paye. Araplar kendilerine 12. Tugayı teminat olarak görüyor. Bu tugay çok önemli. Zira, Irak Hükûmetine bağlı tugay Araplardan oluşuyor ve Bağdat yolu üzerindeki bölgede konuşlanmış vaziyette. Türkmenler de Kürtlere karşı 12. Tugayın varlığını destekliyor. Irak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Babekir Zebari, 12. Tugayın Kerkükten çekilmeyeceğini duyurdu. Zebari, bu tugayın Kerkükün güvenliği için çok önemli olduğunu belirtiyor: “Bu askerler, Kerkük ve halkına hizmet etmektedir. Kerkükün geleceği için burada kalacaklar. Kerküklüler buna destek olmalı.” Bu açıklamanın 20 gün önce Kerkükte yapılmış olması Kürtlere verilen bir mesaj olarak algılandı. Herhangi bir iç savaşta 12. Tugayın Kerküke girme yetkisi bulunuyor. KÜRTLER YENİ BİR DİYALA HAMLESİNDEN KORKUYOR Peki, Kerkükte iç çatışma çıkar mı? Aslında Kerküklülerin bu soruya verecek net cevabı yok. Lakin gelinen noktada çatışma ihtimali, birlikte huzurlu yaşama ihtimalinden yüksek. Uluslararası Kriz Grubu Ortadoğu Programı Yardımcı Direktörü Joost Termann, Dubaide İngilizce yayımlanan The National gazetesine yazdığı makalede, Kerkük bombasının patlama noktasına geldiğini iddia ediyor: “Arap-Kürt gerilimi daha da tırmanabilir. Şimdiden ordu devriyeleri ve diğer devlet ajanları, petrol, doğalgaz alanlarının yakınlarındakiler dâhil ihtilaflı topraklarda keşif görevleri yürütüyor.” Kerkükteki gerilimi tırmandıran sebeplerden biri de Diyalada devreye giren sistem. Geçen ağustos ayında Irak Başbakanı Nuri el Maliki, Kürtleri durdurmak için Diyalaya hükûmet güçlerini gönderdi. Kürtler, tartışmalı bölge dedikleri Diyalayı istiyor. Ancak Malikinin gönderdiği güçler Kürt birliklerini kritik üç noktanın dışına attı. Bölgenin kontrolü böylece merkezî hükûmetin eline geçti. Mesud Barzani öfkesini içine atmış olsa da aynı akıbetin Kerkükün başına gelmemesi için şimdiden uyarılarda bulunuyor. “Kerkükte iç savaş çıkar” söylemi de biraz bununla ilgili. Çünkü Kürtler petrol ve doğalgaz zengini Diyaladan uzak kalma tecrübesinin bir benzerini yaşamak istemiyor. Erbilde yayın yapan Rudaw Gazetesinin yazı işleri müdürü Ako Muhammed, Barzaninin Kürtlerle Araplar arasında çıkacak savaşın tek sebebinin Kerkük olacağı mesajını vermek istediğini düşünüyor: “Barzani, bu gerçekten yola çıkarak, Kerkükün 50 yıldır Kürt sorununun özünü oluşturduğunu anlatıyor. Kürtler, Kerkükün coğrafi açıdan Kürdistan Bölgesine bağlanması şartıyla ortak bir idare tarafından yönetilmesi yönünde tavır koyuyor. Bu da mezhebî ittifak sistemiyle yönetilen Irakın huzura kavuşmasına yardımcı olacaktır. Bu sistemin bozulup dağıtılması Irakın tek mezheplilik diktatörlüğü dönemine geri dönmesi anlamına gelir.” Kerkük, kozmopolit olduğu kadar nevi şahsına münhasır bir yer. Kadim kentte yaşayan herkes Kürtçe, Türkçe ve Arapçayı ana dili gibi konuşuyor. Hatta üç dilin karışımı sadece Kerküklülerin anlayabileceği birtakım kavramlar gelişmiş. Örneğin insanlar sevgilerini belirtmek için Türkmence heyatımsın sözcüğünü ağızlarından düşürmüyor. Ancak bu birliktelik günlük hayatta devam etse de siyaseten çatlamış durumda. Siyasi gerilim Kerküklülük kavramını da zedeleyecek seviyeye yükselmiş. Mesela, üç dili bilmek bazı Kerküklülere göre ciddi bir tehlike. Çünkü muhtemel bir iç savaşta bu dezavantaj olabilir. Bunun için de Bağdattaki Sünni-Şii çatışmasını örnek veriyorlar. Şiilerin içine düşen birinin onları Sünni zannedip “Ben de Sünniyim” dediği için başının kesildiği hikâyeleri kulaktan kulağa dolaşıyor. Şehirde meydana gelen patlamalarda taraflar alttan alta birbirini suçluyor. Kimine göre radikal Araplar, Türkmenler, kimine göre de Kürtler bu patlamaların sorumlusu. Bu konu karışık ve bir o kadar da tehlikeli. Fakat her etnik yapının kendine has bir istihbarat ağı bulunuyor. Bu konuda en profesyonel çalışan Kürtler. Parestin ve onun daha derin kolu olan Zanyari örgütü Kerkükte faaliyet yürütüyor. Kerkükte siyasi durum gergin olsa da çözüm için bazı formüllerin olabileceği hâlâ konuşuluyor. Araplar, Kürtler ve Türkmenlerin Kerkükün yönetiminde yüzde otuz ikişerlik oranda temsil edilmesinin barışa giden tek yol olduğunu düşünüyor halk. Hıristiyan azınlığın Kerkük Meclisindeki temsil hakkı için yüzde dört oranında bir pay bırakılıyor. Bunlar Hıristiyan Arap ve Nasturilerden oluşuyor. Bu model Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani tarafından dile getirilmiş; ancak daha sonra unutulmuştu. Söz konusu çözüm şekline göre, yönetimde vali Kürt, vali yardımcısı Arap, il meclis başkanı ise Türkmen olacak. Ancak Türkmenler belediye başkanlığını da istiyor. Şu anda Kerkükte vali ve belediye başkanı Kürt. Bunlar daha çok Kürdistan Yurtseverler Birliğine (KYB) yakın kişiler. Aynı şekilde asayiş komutanı Kürt, yardımcısı Türkmen, alay komutanı da yine Türkmen. Yalnız komutanlardan ziyade asker ve polisin önemli bir kısmının Kürt olması dengeleri altüst ediyor. Çünkü şehirde patlak verecek muhtemel bir kriz tabii olarak Kürtlerin lehine işleyecek. Siyasi aktörler, Kerkükün geleceğini halkın inisiyatifine bırakmayı düşünmüyor. Son tahlilde Kerkük için özel federe, özel statü ve mevcut bir federe yapıya bağlanma şeklinde üç alternatif gündemde tutuluyor. Kürtler, Kerkük konusunda Irak Anayasasındaki 140. maddenin işletilmesini istiyor. Yani referanduma gidilmeli ve halk kendi tercihini ortaya koymalı. Bu durum daha çok mevcut bir federeye yapıya bağlanma şıkkına zemin hazırlanması anlamına geliyor. Kürtler, Kerkükte nüfus olarak çoğunlukta olduklarını ileri sürüyor. Türkmenler, Kerkük için özel federe statüsünü benimsiyor. Kerkükün bağımsız olması ve kendi kendini yönetmesinden yanalar. Bu durumda şehir yönetiminde yüzde 32şerlik temsil konusu gündeme geliyor. Türkmenler, Kerkükün Bağdata bağlanmasını da makul karşılıyor. BM ve ABD bu durumu kabul ediyor ve Kerkükün özel bir meclisle yönetilmesini istiyor. Bunun için ABD, ilk etapta BM denetiminde bir uygulamaya hazır görünüyor. Buna ilk itiraz Kürtlerden geldi. Böyle bir sistemin şehri daha da büyük bir kaosa götüreceğini düşünüyorlar. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Temsilcisi Sefin Dizai, Kerkük için tek çıkar yolun 140ıncı maddenin uygulanması olduğunu düşünüyor: “Kerkük sorunu daha fazla büyümeden çözülmeli. Bu konuda Türkiye de önemli rol oynayabilir. Başka güçler de devreye girebilir; ama Amerika çekilmeden sorun halledilmeli.” Türkmenlerin talep ettiği yönetim şekline sadece Kürtler karşı çıkmıyor. Türkiye de bu statüyü benimsemiyor. Türkiye, Kerkük için en ideal yönetim şeklinin özel statü olduğunu düşünüyor. Bu Kerkükün özel bir yapıyla Bağdata bağlanması anlamına geliyor. Bağdat ise şehrin kendisine bağlanmasını tercih ediyor. Irak Başbakanı Nuri el Maliki Kerkük ile ilgili şöyle diyordu: “Kerkük, federal hükûmete ait bir yer ve Kürt bölgesinin sınırları dışındadır. Burası için özel bir statü sağlanmalı.” Fakat Maliki, Iraktaki yerel seçimden sonra bu söylemini değiştirdi, Kerkükün direkt Bağdata bağlanması gerektiğini dile getirmeye başladı. Zira, yerel seçimde güçlü çıkan Maliki, yıl sonunda yapılacak genel seçimde de aynı başarıyı sağlayacağını düşünüyor. Malkinin politikası tek yapılı bir devlet sistemi. Geleceği giderek muğlaklaşan Kerkük konusunda Türkiye her zaman ana aktör olmak istiyor. Alınan bilgilere göre, Türkiye, meseleyi Kürt yönetimi ile görüşüyor. Türkiye şehrin tamamen Kürtlere bırakılmasına soğuk. Kürtler de Kerkükün geleceği için Türkiyenin onaylamayacağı bir yönetimi -net bir şekilde dillendirmese de- istemiyor. Kürtler Türkiyenin rızası alınmamış bir yapının her zaman sorun olabileceğini düşünüyor. Çünkü kentteki Türkmen gerçeğini iyi biliyorlar. Kürtler buradan çıkarılan petrolün Türkiye olmadan pazarlanamayacağını da iyi etüt etmiş. Kürtler, Kerkük rüyalarının kâbusa dönüşmesini istemiyor. Kürtler, “Kudüsümüz” dediği Kerkükten kolay vazgeçmeyecekler. Dünya petrollerinin yüzde 7sine sahip Kerkük, hem siyasi hem de ekonomik anlamda herkesin elde etmek istediği bir kent. Üstelik Kürtler burası için tartışmalı bölge ifadesini kullanıyor. Elbette ki bu kavram sadece Kerkük için değil, Ninova, Tamim, Diyala, Hanagin gibi yerleşim yerleri için de geçerli. Buralarda Kürtlerle birlikte Araplar ve çoğunlukla Türkmenler yaşıyor. Ancak Kürt yönetimi, hem Kerküke yakınlaşmak hem de bölgede varlığını sürdürmek için buraya asker yerleştirmiş. Bu, Kerkükü ele geçirme ve onu federe bölgeye bağlama anlamına geliyor. Çünkü buralardaki askerî güç KDPnin varlığını ortaya koyuyor. Zaten bu yerleşim yerleri muhtemelen Kerküke bağlanacak şekilde yönetilecek. Ancak Kürt birlikleri geçen ay şehre yakın üç noktadan uzaklaştırıldı. Diyala yakınlarındaki Celavla kasabasında 200 kişilik birlik bulunuyor. Kontrol tamamen Kürtlerin elinde. Bağdat Hükûmetinin sıkıştırması üzerine Kürt Peşmerge zorunlu olarak kasabanın dışına çekilmek zorunda kaldı. Diyalayı ablukaya alan bölgede 4 bin kadar Kürt askeri, 34. Tugay bünyesinde bulunuyor. Bunlar şu anda Hanag şehrine çekilmiş durumda. Sadece askerler değil, KDPye bağlı asayiş ekipleri de bu konuda sıkı bir takibat içinde ve Kerküke kadar uzanan bir devriye gerçekleştiriyor. Peşmerge, aynı zamanda Erbil ve Süleymaniye yoluna az sayıda da olsa karakol açmış. Bu karakollar, bir anlamda 12. Tugaya misilleme aracı olarak tutuluyor. Hem Kerkük hem de civarındaki yerleşim yerlerinde Kürtlerle Araplar arasında gerilim giderek tırmanıyor. Araplar, Kürtlerin kendilerine işkence yaptığını ileri sürerken, Kürt yetkililer ise bunu yalanlıyor. Tahminlere göre, Kerkük sınırları içinde çıkarılmayı bekleyen 10 milyon varillik petrol bulunuyor. Petrolün çıkarılıp işlenmesi, borularla sınır ötesine geçmesi çok önemli. Şu anda petrol boru hatlarının güvenliğini önemli ölçüde Peşmerge sağlıyor. Kürtler, Kerkükün yüzde 47sinin zaten doğal Kürdistan sınırları içinde olduğunu iddia ediyor. Kerkük giderek Kudüsleşiyor yorumu yapılmaya başlandı. Çünkü herkes bu kenti idare edecek bir çözüm yolunun bulunamayacağını iddia ediyor. Kaos sürerken ortalarda pek görünmeyen; ancak derinlerden Kerkükle ilgilenen iki ülke de kulis faaliyeti yürütüyor. İran ve İsrail, ırkdaş veya mezhepdaşlarını Kerkük cehenneminde yalnız bırakmayacak gibi. Zira Şiilerle birlikte Yahudiler de Kerküke dönmeye başlamış durumda. Alınan bilgiye göre, 3 bin kadar Yahudi şehre döndü. İsrail bu bahane ile Yahudiler üzerinden Kerkük meselesine dâhil olmanın yollarını arıyor. İran ise şehirde giderek siyasi bir güç hâline gelmeye başlamış. Kültürel faaliyetler adı altında mahallelere kadar nüfuz etmiş durumda Tahran. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecat, Kerkük adını geçen günlerde telaffuz ederek, şehrin Bağdata bağlanması gerektiğini, aksi hâlde sıkıntılar yaşanacağını söyledi. Bu sözler de mesaj olarak algılandı. Siyasi belirsizlik, kaos ve korku, şehirde gündelik hayatı zorlaştırıyor, yatırımcıları engelliyor. Bu sebeple Erbil ve Süleymaniyedeki devasa inşaat alanlarını veya yeni yapıları Kerkükte görmek imkânsız. Şehrin cadde ve sokakları çöpten geçilmiyor. Elektrik, su, altyapı ve kanalizasyon sistemi nerdeyse iflas etmiş durumda. Yeni yerleşimcilerin beraberinde getirdiği sorunlar ise sıkıntıları iki katına çıkarmış. İşsizlik had safhada. Kerküke ulaşan gıda malzemelerinin önemli kısmı Erbil ve Süleymaniye üzerinden Türkiyeden gidiyor. İran ve Suriyeden de gündelik ihtiyaç ürünleri ulaşıyor. BM, hâlâ gıda yardımı yapıyor. Kerkükte esnafın çoğunluğu Türkmenlerden oluşuyor. Restoranlar Kürtlerin tekelinde. Ancak bu belirsizliğin daha uzun sürmesi hâlinde şehrin açlık ve işsizliği kaldıramayacağı görüşü hâkim. Seyit Abbas, çarşı pazarda ceviz satarak geçimini sağlayan biri. Daha önce Irak ordusunda askermiş. Çoğunluk gibi o da Kerkükün geleceğini parlak görmüyor: “Şehirde sıkıntı giderek artıyor. Sefalet daha da artacak. Her şeyden önce güvenlik sorunu büyüyor. Artık insanlar birbirlerine şüphe ile bakıyor. Buraya acil yardım ve müdahale gerekiyor.” IRAK ULUSAL ORDUSU İLE PEŞMERGE KARŞI KARŞIYA GELEBİLİR Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Başkanı İbrahim Kalın, Kerkük sorununda çözümün zor olacağını düşünüyor. Kalına göre, Kerkükteki kaos, çatışma ihtimalini hep gündemde tutuyor. Mesud Barzani, “Amerika sorunu çözmeden Iraktan çekilirse Kerkükte bir iç savaş çıkar.” diyor. Bunu nasıl anlamak gerekir? Barzaninin böyle demesi bilinçli. Bunu hem bir tehdit olarak hem de Amerikanın Iraktan çekilmesiyle nasıl bir durumla karşılaşacaklarını iyi bildiği için söylüyor. Irak mahalli seçiminde Maliki gevşek federasyonu hedef alan kampanyalar yürüttü. Orada çok açık bir şekilde daha fazla özerklik taleplerine izin veremeyeceklerini ifade etti. Bu Kürtleri kızdırmış durumda. Diğer bir sebep petrol anlaşmaları. Kürtler, Irak merkezî yönetiminden habersiz petrol anlaşmalarına imza atamayacak. Peşmerge ordusunun, Irak Ulusal Ordusuna dâhil edilme durumu var. Kerkük meselesi de bu etkenlerle birleşiyor. Bağdata bağlı özerk bir statü verilmesi konusu gündemde. Merkezciler yerel seçimi kazandı. Yıl sonunda yapılacak genel seçimlere kadar bu trend devam edecektir. Bu gelişmeler ve etkenler Barzaninin planlarına ters. Barzani bu nedenle hamleler yapmaya çalışıyor. Nasıl bir hamle? Amerikadan birtakım yardımlar alabilirler. Amerikan askerlerinin bir kısmının Kürt bölgesine konuşlandırılması durumu var. Kürtler 2 yıldır ertelenen referandumun yapılması için yeniden bir süreç başlatabilir. Normalleşme süreci başladıktan sonra referandum öngörülüyordu. Ancak bu süreç işlemedi. Hâlâ Kerkükte kim ne kadar yaşıyor konusu net değil. Şehirde bir keşmekeş ve kaos var. Bu durum Allah göstermesin bir çatışmaya da yol açar. Kerkükte başlayacak iç çatışma Ortadoğuyu kapsar mı? Türkiye, Irak, Kürtler, İran var. Ama Ortadoğuyu kapsamaz bu ateş. Maliki bölgesel çatışmaya dönüşecek adım atmaz. Çünkü bu durum Irakı tekrar dış güçlere açık hâle getirir. Bence Amerika Kerkük konusunda devreye girecektir. Şunu net görmek lazım; siyasi süreç Kürtlerin arzu ettiği şekilde gitmiyor. Kerküke Irak ordusunun gönderilmesi durumu da var. Bu olursa Irak Ulusal Ordusu ile Peşmerge arasında bir çatışma kaçınılmaz. Bunu da ancak Amerika önleyebilir, arada bir tampon oluşturarak. Kerküke idare ve sevki Amerika gerçekleştirebilir. Kerkük konusu, Amerikan ordusunun çekilme tarihini geciktirebilir mi? Geride kalacak Amerikan askeri konusu daha net değil. 20 ya da 50 bin diye geçiyor. Bu da bir işgal demek. Diğer askerler Afganistana gönderilmeye başlandı zaten. Avrupa ve Amerikanın Kürtler gönüllü olmazsa da zorunlu ikna yoluna gideceği ihtimali de var. Türkiyenin Kerkükün Bağdata bağlanması dışında bir başka önerisi var mı? Türkiye Irakın bütünlüğünden yana ve Kerkükün Bağdata bağlanmasını istiyor. Kerküke özel bir statü verilmesi zor. Burası bir şehir ve böyle bir model yok. Türkiye merkezî hükûmetin güçlendirilmesini istiyor. Bu tezini zayıflatacak hamle yapmaz. Erbil konusunda ihtiyatlı davranmasının sebeplerinden biri de budur. İran ise Şii tarafında yer alır. Haşim Söylemez Aksiyon
İranın 24 həbsxanasında 79 məhbus edam edilib
İran həbsxanalarında məhbuslar yenidən aclıq aksiyası keçirirlər
İran NPT-dən çıxmağa hazırlaşır
Həmədan-Savə yolunda ağır qəza- 11 nəfər həlak oldu
Süngün mis mədənində iş qəzası- Ölən və yaralanan var
İki şəhərə dörd məhbus edam edildi
İranın Ferforddakı partlayış planı ilə əlaqəsi araşdırılır
Bu, İranın çarəsizliyinin təzahürüdür!- ABŞ
Milli Məclisin komissiyası Azərbaycana qarşı Türkiyədə aparılan informasiya kampaniyasını araşdırıb
Azərbaycanlı qadın fəalın edam hökmü təsdiq edildi
Sünni din xadimi məhkəməyə çağırıldı
Fidanla Əraqçı görüşüb
Əhvazda 9 qadın fəal mühakimə olundu
WSJ: Səudiyyə Ərəbistanı və BƏƏ Trampa İrana təzyiqi davam etdirməyi tövsiyə edir
İran hicabdan siyasi məqsədlər üçün istifadə edir
Amerika ilə razılaşmağa hazırıq - Pezeşkian
Daha bir siyasi məhbus edama məhkum edildi
80 ölkə Hörmüzlə bağlı çağırış etdi
Yəmən hökuməti: Qüvvələr İranın dəstəklədiyi husilərin Ədən yoluna hücumunu dəf edib
İranda daha bir bəhai qadına ağır cəza verildi
Gilanda 9 vəkilə həbs cəzası verildi
Tramp Hikmət Hacıyevin müsahibəsini paylaşaraq İranla razılaşmanın mümkün olduğunu deyib
Kərrubi Pezeşkiana dəstək verdi: Trampla görüş!
Sistan və Bəlucistan əyalətində əfqanistanlı silahlılarn sayı artırılıb
SEPAH Quru Qoşunlarını yüksək hazırlıq vəziyyətində saxlayır
Böyük Britaniyanın baş naziri İsraili İrandan gələn təhdidlərə qarşı dəstəklədiyini bildirib
İranla məsləhətləşmələr uğurlu idi - Uitkoff
İranda hava çirkliliyi səbəbindən neçə nəfər ölüb?- Rəsmi
Türk dünyasının qadın şairləri Azərbaycanın paytaxtı Bakıda bir araya gəlib (Foto)
İranda daha bir bəhai qadına ağır cəza verildi
İranda keçmiş kəşfiyyat nazirinin oğluna həbs cəzası verildi
Yəmən hökuməti: Qüvvələr İranın dəstəklədiyi husilərin Ədən yoluna hücumunu dəf edib
İran məhkəməsi türkiyəli humanitar fəala 10 il həbs cəzası verdi
Ərdəbil vahidlərində çirklənmənin 54 faizdən çoxu çirkab sularla bağlıdır
Övladlarımız yenə ana dillərini evdə qoyub getdilər...!
ABŞ və İran arasındakı təmaslarda irəliləyiş yoxdur - Rubio
İran hicabdan siyasi məqsədlər üçün istifadə edir
Azərbaycanlı qadın fəalın edam hökmü təsdiq edildi