SON XƏBƏRLƏR

Mehmet Perincik “Erməni çetələrini istifadə edən Rus komandirləri bilə bu vəhşilik qarşısında dəhşətə gəlmişlər” . MÜSAHİBƏ

2021.10.20, 07:36
Mehmet Perincik “Erməni çetələrini istifadə edən Rus komandirləri bilə bu vəhşilik qarşısında dəhşətə gəlmişlər” . MÜSAHİBƏ

Gunaz.tv
Mehmet Perincik “Erməni çetələrini istifadə edən Rus komandirləri bilə bu vəhşilik qarşısında dəhşətə gəlmişlər” Amerika prezidenti Barak Obama 24 aprel qondarma erməni soyqırımının il dönümü münasibəti ilə çıxışında bu hadisəni “böyük qırğın” adlandırıraq həmin dövrdə baş verən hadisələrə öz tarixi ədalətsizliyini bir daha ortaya qoydu. Belə ki, 1915 ci ilə kimi ermənilərin Azərbaycanda,Güney Azərbaycan,Anadolu torpaqlarında törətdiyi qırğınları hesablasaq milyondan cox türk insanın qətlə yetirildiyi ortaya çıxacaqdır. Amma cox təəssüflər olsun ki,amerika-qərb siyasətçilərə məsələyə tarixi yox siyasi aspektdən yanaşaraq proseslərin neçə baş verdiyini görmək istəmirlər. Bu mövzüdə bir neçə maraqlı əsərlərin müəllifi olan araşdırmaçı İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnqilab Tarixi Araştırma görevlisi Mehmet Perincikin Dünya Azərbaycanlıları Konqresi Strateji Araşdırmalar Mərkəzinə müsahibəsi Mehmet bəy xöş gördük sizi Amerika prezidenti Barak Obamanın 24 aprel qondarma erməni soyqırımı ilə bağlı çıxışından “böyük qırğın” ifadəsini işlətməsini sizcə gələcək çıxışlarında ola bilərmiki, genosid sözünü dilə gətirsin? MP: Genosid (soykırım) ile “büyük kırım” arasında bir fark yok. Herşeyden evvel ABD Başkanı Obama diyor ki, Türkler yüzyılın en büyük katliamlarından birini gerçekleştirdi, bir buçuk milyon Ermeniyi katletti. Bu emperyalist bir yalandır. Hiçbir gerçekliğe uymayan bir uydurmadır. Oysa ki biz vatanımızı savunduk, ordularımızı sırtından harçerleyen ve cephe gerimizde ayaklanmalar çıkartarak bizi zaafa uğratan Ermeni çetelerine karşı meşru müdafa eyleminde bulunduk. Bu ne bir soykırımdır (genocid) ne “büyük kırım”dır. Amma bu ifadə amerikanın strateji müttəfiqi olan Türkiyənin itirilməsi ilə nəticələnə bilər buda rəsmi vaşınqtonun yaxın və orta şərq siyasətinin maraqlarına cavab vermir. Amerika bu addımı ata bilərmi? MP: Türkiye’yi suçlu ilan etmek için yürütülen “Ermeni soykırımı” kampanyası, Atlantik’in öte yakasında başlatılmıştır. 2000 yılı Ekim ayında ABD Temsilciler Meclisi Genel Kurulu gündemine gelen “Ermeni Soykırımı’na İlişkin ABD Kayıtlarının Teyidi Kararı”, ABD eyaletlerinde ve NATO ülkeleri parlamentolarında kabul edilen Ermeni Soykırımı kanun ve kararlarına örnek oluşturmuştur. Batı yönetimleri ve kamuoyu tarafından son zamanlarda dünya gündemine yerleştirilen sözde soykırım iddialarının, diğer tehditlerden bağımsız olmadığı açıktır. Özellikle ABD’nin “Büyük Kürdistan” projesinden. Kukla devletin Kuzeye, yani Türkiye’ye doğru genişletilmesinde, bölücü terörün yoğun olarak devreye sokulacağını herkes hesaba katıyor. O koşullara hazırlık olarak, Türk Ordusu soykırım suçlamalarıyla şimdiden etkisiz hale getirilmek isteniyor. Bir “Talat Paşa” ürküntüsü yaratılmasına özel önem verilmektedir. Türk komutanlarının vatanın bütünlüğünü savunma iradeleri, “soykırım” suçlaması üzerinden yürütülen psikolojik savaşla zayıflatılmak isteniyor. Dolayısıyla sorunun, basit bir Ermenistan veya Ermeni sorunu olmadığı açıktır. 1915 yılında psikolojik savaş amacıyla imal edilen bir malzeme, stratejik amaçlar için ısıtılıp tekrar piyasaya sürülmüştür. Kritik bir zamanda Türkiye’yi bölmenin ve müdahale etmenin hukuki zemini döşenmektedir. Çıkan yasalarda ve alınan kararlarda Kurtuluş Savaşımızın “insanlık suçu” ilan edilmesi ve böylece Anadolu’nun işgalinin aklanması, Sevr’in uluslararası hukukun tepesine oturtulması bu bakımdan anlam taşımaktadır. Hele hele ABD karar tasarısının 2. madde 31. bendinde “Ermeni soykırımından sorumlu kişiler yerel uluslararası yargı tarafından cezalandırılmadığı için, benzer soykırımların tekrarlanmış olduğu ve tekrarlanabileceği” ileri sürülmesi görüşümüzü doğrulamaktadır. Siz Rusiyanın arxivlərində çalışmış bir araşdırmaçısınız bu yaxınlarda həmin dövrü özündə əks etdirən “Erməni raporu” kitabınız çapdan çıxdı. Tarixdən bildyimiz kimi Rusiya faktoruda bu məsələnin ortaya çıxmasında az rol oynamıyıb. Çünki tarix boyu ermənilər türklərə qarşı bir kart kimi istifadə olunub və çar rusiyasının osmanli imperiyasının çökdürülməsi ilə bağlı projesində bu plan rusiya hökmdarlarının stolunun üstündə olub. MP: Taşnakların, Çarlık Rusyası yetkilileriyle yaptıkları yazışmalardan ve görüşmelerden, Türkiye’yi işgal planları çerçevesinde Ermenilere iki misyon yüklenildiği görülmektedir. Ermeniler, cephe gerisinde ayaklanma çıkararak Türk ordusunu zaafa uğratacaktır. Bu birinci görevdir. İkincisi ise oluşturulan Ermeni gönüllü birlikleri yoluyla Türk ordusunun savunma hattını yararak, Rus işgalini kolaylaştırmaktır. Ayrıca bu temelde Rus yetkililerinin yazdığı sayısız rapor vardır. Bütün bu planlar, Batı devletleri ile Çarlık Rusyası’nın emir komutası altında yürütülmüştür. Her iki görevin yerine getirilmesinde Türkiye Ermenileri aktif rol oynamıştır. Mesele birkaç Taşnak teröristinin işinden ibaret değildir. Gönüllü birliklerin oluşturulmasına ve ayaklanmalara ne yazık ki, geniş Ermeni kitleleri katılmıştır. Arşivler, Çarlık ordularına hizmet etmek ve Türkiye’ye karşı gönüllü birliklerde savaşmak için Türkiye Ermenilerinin Rus yetkililere başvurularıyla doludur. Osmanlı uyruklu aydınlardan ve doktorlardan üniversite öğrencilerine ve sıradan köylülere kadar binlerce Ermeninin listeleri arşivlerde isim isim mevcuttur. Bu belgeler, tehdidin ayrılıkçı örgüt yönetici ve militanlarıyla sınırla olmadığını göstermesi ve tehcirin nedenlerini açıklaması bakımından önemlidir. Çarlık generallerinin ve subaylarının yazdığı yüzlerce rapor ve Çarlık askeri mahkemelerinin yüzlerce tutanağı ve kararları göstermektedir ki, Birinci Dünya Savaşı sırasında işgal edilen bölgelerde Ermeni gönüllü birlikleri Müslüman halka karşı vahşi kırımlara girişmiş ve mallarını yağmalamıştır. Belgelere göre bu uygulamalar sistemlidir. Ermeni çetelerini kullanan Rus komutanları bile bu vahşet karşısında dehşete kapılmışlardır. Birçok Ermeni subay ve asker, bu nedenle Çarlık ordusunun askeri mahkemelerinde yargılanmış ve idam cezasına çarptırılmıştır. Bu katliamların ve yağmaların Tehcirden önce başlaması da ayrıca önem taşımaktadır. Mehmet bəy sizə sonuncu sualım Azərbaycan Türkiyə münasibətləri ilə bağlıdır son vaxtlar iki ölkə arasında münasibətlər soyuqlaşıb, münasibətlər hələdə yoluna düşməyib bölgədə gedən prosesləri izləyən şəxs kimi indi ki halda bu politikanın sonu necə qutaracaqdır? MP: AKP Hükümeti, 22 Nisan günü gece yarısına doğru Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda kapsamlı bir çerçevede anlaştıklarını ve bir yol haritası belirlediklerini duyurdu. Varılan anlaşma, basın tarafından “Amerika’ya verilen mesaj” olarak yorumlandı. ABD Başkanı Obama’nın 24 Nisan günü sözde Ermeni soykırımı konusunda yapacağı konuşmanın hemen öncesinde duyurulan bu “Anlaşma” ile AKP, Amerika’ya verdiği sözü yerine getirmiştir. Nitekim duyurulan anlaşma üzerine Amerika ve Avrupa’dan memnuniyet açıklamaları geldi. Azerbaycan ise tepki gösterdi. Sadece bu durum bile, AKP’nin attığı adımın kime hizmet etiğini gösteriyor. AKP İktidarı, kardeş Azerbaycan’ı arkadan hançerlemektedir. Azeri toprakları işgal altında iken, Karabağ konusundaki Ermeni dayatmasına boyun eğilmiş, sınır kapısının açılması, ilişkilerin normalleştirilmesi kabul edilmiştir. “Azerbaycan’ı üzecek hiçbir adım atmayız” açıklamalarını ise, Erivan, Washington ve Avrupa’dan yükselen sevinç çığlıkları yalanlamaktadır. AKP Hükümetinin imzaladığı devletlerarası anlaşmalar gayri meşrudur. Bilindiği gibi Anayasa Mahkemesi, bire karşı on oy ile AKP’nin Cumhuriyet karşıtı eylemlerin odağı haline geldiğini karara bağladı. Cumhuriyet karşıtı olduğu mahkeme kararı ile sabit olan bir parti, Türkiye’nin hayati çıkarları ile ilgili olarak anlaşma yapamaz. Sadece bu neden bile, AKP’nin, Türkiye adına uluslararası anlaşmalar yapmak için gerekli olan şartlara sahip olmadığını gösterir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesine göre yabancı devletlerle ve uluslararası kuruluşlarla anlaşma yapmaya TBMM yetkilidir. Oysa AKP, yaptığı açıklamayla TBMM’nin bu yetkisini gasp ettiğini itiraf etmiş olmaktadır. AKP, Anayasaya aykırı hareket etmiştir. AKP’nin Ermenistan ile varmış olduğu anlaşmadan TBMM’nin haberi yoktur. Bırakın Meclis’teki diğer partilerin haberinin olup olmamasını, AKP’li milletvekillerinin bile varılan anlaşmadan haberinin olmadığı anlaşılmaktadır. Yani AKP, TBMM’den gizli olarak İsviçre’nin hakemliğinde Ermenistan’la görüşmeler yapmıştır ve anlaşmaya varmıştır. AKP, Anayasayı açıkça ihlal etmekte, suç işlemektedir. AKP’nin Anayasa’yı ihlal ederek yabancı devletlerle gizli anlaşmalar imzalaması, bilindiği üzere ilk değildir. Abdullah Gül, 4 Nisan 2003 tarihinde, zamanın ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile 2 sayfa 9 maddelik bir gizli anlaşma imzaladığını 24 Mayıs günü Vatan gazetesinden Sedat Sertoğlu’na itiraf etmişti. Bu gizli anlaşma hiçbir zaman TBMM’nin gündemine gelmedi. Ama AKP iktidarı aradan geçen 6 yıl içinde o gizli anlaşmada yazılı olan bütün maddeleri birer birer hayata geçirdi. Söz konusu gizli anlaşmanın son maddesi, Türkiye-Ermenistan ilişkileri ile ilgilidir. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesini, sınır kapısının açılmasını öngörmektedir. İşte şimdi yapılan bütün iş, 2003 yılındaki gizli anlaşmanın son maddesinin uygulanmasından ibarettir. AKP, Amerikan devletinin çıkarlarına uygun olarak Ermenistan ile olan ilişkileri Batılı devletlerin dayatmaları doğrultusunda düzenlemeyi kabul etmiştir. Türkiye; Dağlık Karabağ ve diğer Azerbaycan toprakları işgal altında iken, Ermenistan ile ilişkileri tek yanlı olarak düzeltmek, sınır kapısını açmak gibi bir politika uygulayamaz. Böyle bir politika, Türkiye’nin başta Azerbaycan olmak üzere, bütün Doğu Dünyası ile ilişkilerinin dinamitlenmesi anlamına gelir. Aslında AKP’nin yaptığı tam da budur. Çöküşe gitmekte olan AKP, kaderini her zamankinden daha fazla Amerika ile birlikte hareket etmeye bağlamıştır. AKP iktidarının yasalara ve ülke çıkarına aykırı olarak yaptığı bu anlaşmayı tanımıyoruz. Önümüzdeki yıllarda kaçınılmaz bir şekilde Ankara’da kurulacak olan Milli Hükümet, AKP’nin imzaladığı bu anlaşmaların hepsini yırtacaktır. AKP iktidarının sorumluları, Anayasaya ve ülke çıkarlarına aykırı olarak işledikleri bu fiillerin hesabını yargı önünde vereceklerdir. Söhbətləşdi: Elnur Eltürk

SEÇİLMİŞ XƏBƏRLƏR

Çox oxunanlar